beyaz kuğu
  format
 

                         bilgisayara nasıl format atılır ?

-ya da topluma-



          

Bilgisayarınızı açtığınızda “bilgisayarınız geçersiz işlem yaptı, kapatılacak, program satıcınızla görüşün” ukalalığı ile sık sık şereflenmeye başlamanız, bir sırnaşık virüs misafirinizin postu en muhkem köşeye serip de, İsrafil’in suruna kadar misafirliğe devamında kararlı olduğunun izharı olup, –ki bu durum, sizin kendi evinizde hizmetçi -veya rahmeti bol osun üstad necip fazıl’ın deyimiyle “öz yurdunda garib” ve parya /ve de çaresiz  pozisyonuna düştüğünüzün resmidir- ki bu ahvalde, burnunuzdan soluyarak “cıkcıklama”yı bir kenara bırakıp da, kesin ve de radikal bir çözüm arıyorsanız, boynunuza borç olarak yapacağınız tek, ilk ve son iş- “büyük bir coşkuyla –artı- huşu içinde onuncu yıl marşını –olur ya bilmiyorsanız, ama çok ayıp– yine büyük bir huşu içinde -ve yine artı- coşkulu olmak kayıt ve şartıyla -yerine ikame olarak- dokuzuncu senfoniyi de terennümünüz kafi gelir” deseler de, bunlar sadece –ilki, eski su katılmamış marksistlerin, darvin dedelerinin zann-ı galibince evrimleşmeleri sonucu, -“seksen yıldır rantın en büyüğünün burada olduğunu bilmiyormuş gibi” saf saf “niye durup dururken, hiçbir zaman yan yatmayan hacı yatmazların bukalemunvari bir tarzda herzaman araziye nasıl ve neden uyduklarına akıl erdiremiyorsanız,   üstüne üstlük, daha çok araziyi kendilerine uydurmak gibi on yıllardır vaz geçemedikleri arzularından haberdar olmakla beraber, kırk haramilerin  hazinelerine “açıl susam açıl” parolasıyla havadan konan murisi evvelleri hırsızdan çalan hırsız ali babanın, bu parolasının yerli versiyonu  olan “onuncu yıl marşı”yla dikkatleri -cambaza bak uyanıklığıyla- üstlerine çekip, yandaşlarının soygunlarına perde tutan laikçi kesimin, ikincisi ise, yine evrimin tesadüf tanrısının, örneksiz ve biricik ve ilk ve son halt yemesi sonucu spartalı çoban sülülükten, morison süleyman, barajlar kıralı, nurlu süleyman hazretleri ve cumbabalığa –evrim evrim- evrimleşen dokuzuncu çankaya şagili –ki olağan bir şubat ayının son günlerinden bir günde (?) kazan kaldıran yeniçerilere ayak divanında sadrazamı kadayıfçı molla necminin başını vererek ecr-i misilini ödemiş olan zatın- zanni ve dahi imani esaslarından olup, fiili tezahürü ülkenin ekonomik ve kültürel değerlerinin hortumlanması ve/ya hortumlatılması –bir daha hamiş notu - şekil bir cumbabanın aile fotoğrafı ve şekil iki meclisin yüce divana sevk kararlarına bakıldığında görüleceği üzere, işte bu hususlar-dışında pek bir işe yaradığı da gözlemlenmemiştir.

Eğer sizin de burnunun dikine giden   radikal bir yapınız varsa, bu iki düttürüyü/dinlenceyi dikkate almaksızın, dahası inadım inat vazgeçilmez tutumunuzla, siz de “dürüyemin güğümleri kalaylı”, “atmacayı vurdular bir avuç kanı için”, “hani benim elli gram pastırmam” gibi ulusal/anonim olmakla beraber kamusal geçerliliği olmayan, ancak sessiz çoğunluğun duygularını seslendiren türküleri mırıldanın. Takdir sizindir, nasıl ki demokrasilerde çare -ki onu demokratik ülkelerin insanları düşünsün, size ne, sizi niye ilgilendirir kömür gözlü yeğenlerim- cumbaba sülü ve çağdaşları kadayıfçı molla necmide laf, çekinser ecoda umut tükenmezse, şayet “söz gümüşse altın sükuttur” atasözü özdeyişine itibar edip, uslu uslu dinlerseniz bende de tavsiye, ki daim, satıcısı çok alıcısı olmayan matahtır-  gani olup tükenmez. Hele bir dinleyin,

         Önce Windows98 CD si cd room a   -veya diğer deyişle papaz cübbeli ve kilise yapılandırılmasından mülhem rektör, dekan ve profesör  rütbeleriyle rütbeli ve haçı koynunda bir kesim güruh tarafından aylar öncesinden asker önünde okunup, aferin alınmasını müteakip ezberlenen hamasi nutuklarla –yeni dilde “pardon me” veya banal türkçeyle “affedersiniz”, içeriği derin söylemsel/nakarat/sloganlar talim ettirilmenin yanında, derin devletin de kimi zaman destek vererek, kimi zaman da köstek olarak ucunu sivrilttiği bilumum sol cenah mollaları –baharın ilk günlerinde, dondurucu soğuğun şuurundan aciz oldukları için, “eşek öldüren” güneşin cazibesine kapılarak, kapıları kırıp dağlara koşturan ahırdaki sıpalar gibi -meydanlara yerleştirilir.

       Bir taraftan, "bağımsız -doğrusu bakımsız olacaktır-türkiye", "go home yankee", -bir kısmını babasının abd/Türkiye çifte vatandaşı olduğuyla /başka peronlarda/ caka satmaktadır, -"devrimciler el ele", "tek yol devrim" -buradaki (devrim) kelimesi güzel türkçemizde beyan olunan ulu ses uyumuna -değil sanırım iri olacaktı, yok tamam, büyük ses uyumuna uygun düşmekle beraber sosyolojik ve terminolojik içeriği itibarıyla doğrusu (devirim) olacaktır-,-ki betine benzine azıcık kan gelmiş yurdum insanının, daha çok demokrasi taleplerinden kaynaklanan ve  “rejim kulluğuna gereğince itibar etmemeleri” sonucunu doğuran davranışlarının ceremesi olarak     bu affedilmez günahlarının affı için yeniden tek tipleştirme presi altına  alınması anlamını içermektedir.- yine sanki imam humeyninin iş ve işçi bulma kurumuna yaptığı “nolur azıcık molla gönderin” talebinin karşılanmasına matufmuş ve başta molla nemci olmak üzere cümle tilmizlerinin gönül huzuru içinde gitmeye hazırlarmış gibi “mollalar irana”, “kahrolsun irtica” -hamiştir, irtica Arapça kökenli bir kelime olarak, bu dilin kök kelime özelliği nedeniyle 36 kalıpta şekillenen ra ve cim harflerinden ortaya çıkan “geriye dönüş” olarak anlamlandırılan ve sadece sıradan müslümanın sıfatı olarak, asla ve kat’a birinci dünya savaşı ortaya çıkan darvinizm kaynaklı ulusalcılığın mürteciliğini kapsamaz-  "ordu göreve, mızraklar çuvala", "su içenin toprak geçenin" -yine karıştırdım galiba-, diğer cenahtan “bozkurtlar ölmez vatan bölünmez”, “en büyük asker bizim asker,” “dikine durun, kıvıranı vurun”, “moskofun ülkesi viran olacak, türkiye büyüyüp turan olacak” “komünistler moskovaya”, -kaderin garib cilvesine bakın ki rusyanın sovyet yapısı çöktüğünde -bir ara nasılsa ayık kalabilen yeltsin, irticacı komünistlere “komünistler ankaraya”,demişti, “tanrı dağı kadar türk, hira dağı kadar müslüman” olanların -ebedi şef/milli şef söylemlerine nazire olsa gerektir- “başbuğ hu hu başbuğ” bağırtılarıyla yer gök inlerken, birilerinin sol, diğerlerinin sağ yumrukları havayı dövmekte, aklına hala mukayyet olma nimetine sahip olanlarsa, “daha bu işin peşrevi, dananın büyüğü ahırda” deyip, saç baş yolmaya başlamıştır-ki Bilgisayar yeniden açılır.Siyah ekranla karşılaşırsınız. –haki elbiseliler, halen ekran arkasında olmakla birlikte, klasik veya post modern darbe hazırlıklarını bitirmesine bitirmişlerdir de, yaşlı ayılar gibi ağaçtaki ahlatların olgunlaşmasını beklemektedirler.

 

         Ekranda 1-Cd Boot From CD room. 2Bilgisayarı CD desteğiyle  başlat      Seçeneklerinden iki nolu olanı-yani ordu –pardon Cd desteğiyle başlat seçeneği  –bu seçenek, bu ülkenin “tek parti -tek lider” dönemindeki “açık oy-gizli tasnif” gibi demokrasinin “rejim erdemi ile kuyunun kule olarak kabul edilerek/ettirilerek” zirve yaptığı ülkelerde bir seçim seçeneği olup, mesele, bize yetmiş yıl rejim ihracından korktuğumuz sovyet rusyadaki sarhoş yeltsin gibi –ki bazı gözlemci müşahitler o zaman da sarhoş olduğunu söylemişlerse de, vebali onlara-  çıkıp da balans ayarı yapan tankların önünde durmak gibi- başka bir seçenek- deneyecek bir yiğit asla ve kat’a çıkmayacağına inanıldığı içindir ki,  seçilir ve Entere basılır.

 

         Ekrandaki ibare:   A:/>E  haline getirilir -ki şapkalı, palaskalı ve postallı kuvvetler -bir türlü rüştüne erişemeyen halkın yaptığı yanlış tercihleri düzeltmek için idareye el koymuş ve cumhuriyeti –hamonun memonun şerrinden- koruma ve kollama harekatı başlamış demektir. İlk olarak -ki ayıyı ininde bastırmak öz deyişine uygun düşmesi için,  sabaha yakın saatlerde üç büyük ildeki radyo binalarına el konur, sesine –ki bazıları bilmem nesine diyor- güvenen bir borazancıbaşı, aylar öncesinde hazırlanan, ama yine de bir sürü imla ve anlatım bozukluğuyla malul ilk bildiriyi okur, “bm ye abd ye centoya, sentoya natoya (ve fiiliyatta pek fazla önem arz etmesine karşın her nedense önemlisi "israile ve locaya" bu kısmı söylenmez) –yine bir hamiş, bizim mahallenin imamı sadullah hoca, ikiden fazla nikah tazelenemeyeceğini, her haftanın cuma –ki yine mahalle ilkokulu öğretmeni ilyaz –aslı 'ilyas' olması gerekir ama, okuma yazma bilmeyenden nüfus baş memuru yaparsan olacağı bu- beyin kati ve mükerreren perşembe olduğunu savunmaktan yılmadığı- gecelerinde, iman ve nikah tazeleyen meslektaşlarına (hafazanallah) demesine rağmen, bir daha gayrı muaccel ve eski mihir bedeli üzerinden kendi adına asaleten, karşı tarafa vekaleten -kimse bu güne kadar vekaletnamenin olup olmadığını sor/a/mamıştır-yeniden nikah tazelenir.

 

          Siyasi partilerin –biri dışında- kapatıldığı veya faaliyetlerine ara verildiği, her ildeki alay komutanının vali, her ilçedeki karakol komutanı üst-baş çavuşun kaymakam olarak görevlendirildiği, keza belediye başkanlıklarının da bu zevata ek görev olarak tevdi edildiği –malumu ilam derekesinden- duyurulur. İkinci bir emre kadar sokağa çıkmak yasaktır, Amma gel velakin, bizim mahalle imamı sadullah başta olmak üzere, mahallenin yaşlılarından oluşan ve her ne hikmetse o sabah esaslı bir zam gören cami cemaati –belki bundan sonraki bu mutlu günlerden bir başkasına erişemeyiz endişesiyle olacak- sabah namazı için sokağa çıkarlarsa da, derhal derdest olunup yaşlarına hürmeten bekletilmeksizin hemen başçavuşun karşısına çıkarılırlar. Başçavuşun “cuma dışındaki namazların camide edasının kitap, sünnet, icma-i ümmet ve kıyas-ı fukahya göre farz olmadığı, hatta zaman zaman evde kılınmasının (evlerinizi kabirlere çevirmeyin) hadisi şerifiyle emrolunduğu için bu ,on yılda bir gelen mutad milli kurtuluş gecelerinin sabahındaki namazların evlerde edasının daha çok sevabı olduğuna dair” fetvasını almalarını müteakiben, evlerine gönderilirler.

 

          Bu sırada uyanan oğlan çocuklarının depreşen top oynama arzusu, ana-baba, artı askerlerin yalvarma ve azarlamalarıyla bastırılmaya çalışılırken, yine Entere basılır  E:/>CdWin98  ibaresinin yazımının tamamlanması –ki devlet çarkının yerinden sökülüp irticacı ve bölücüler tarafından hasara uğratıldığı düşünülen kısımları iyice çekiçlenir, postallanır, palaskalanır, kaldırılırken yuvarlanan ki marmaris sakini nüist netekim paşanın tabiriyle “siyasilerce pisletilen/pislenen karavana kazanı” -deterjan niyetine kullanılmak üzere-asılanların kanı ve hapse mahkum edilenlerinin çoluk-çocuğunun gözyaşı ile yıkanması, yeniden yağlanması- işi bitince bir daha Entere basılır       E:Win98>FORMAT C:/U –yani tertemiz bir sayfa açılır ve “yahu biz geçen sefer nerelerde hata yaptık ,kimleri ve niye asmadık –yassı adada açtırılan dörtyüzelli mezardan boş kalan dörtyüzkırkyedi mezarı niye boşu boşuna kapattırdık ki” üzüntüsü altında yeni yazımlar başlar,-geleneksel olarak anayasa ve temel kanunlar gözden geçirilir, yazılır ve bir daha Entere basılır.

 

          Biçimlendirme devam etsin mi (E/H)? –koca ülkede kendini bilmez üç-beş dangalak dışında –ki bu altmış bir anayasasının oylanmasında pek de öyle üç-beş dangalak işi olmadığı, kısmen açık oy, kısmen gizli tasnifle halkın vermesi gereken yanıtın sağlığı demokratik esaslar içinde  korunmuştu- ve biçimlendirmenin devam etmesi seçeneği -milletin kahir ekseriyetiyle kabul edileceğinden emin olunarak- E yazılır. Tekrar Entere basılır.         Yüzde 1.........100 tamamlandı   11 karakter –Enter? (ben bu onbir karakterin muhtevasını anlayamadım, büyük bir olasılık ihtimaliyle darbeci kadronun geleceğinin güven altına alınmasına, hayatlarının geri kalan kısmını huzur ve saadet içinde yönetim kurullarında üyelik, hortumcuların şirketlerinde danışmanlık veya nü-resim yaparak geçirebilmeleri için gerekli mevzuatın düzenlenmesine dair olsa gerektir,

 

        bir daha ENTER’ e basılır.  E:/>KUR/IS –bu “eski düzeni yeniden bir daha kur bakalım” demekse de benim gördüğüm dördüncüsüdür ve beşincisini de ikibinyedi yılına varmadan göreceğimden pek çok umutluyum. Ben, kasımpaşalı bıçkın tayibin, “ben valla billa ve de tilla değiştim” diyerek bedel ödemek istemediğini dillendirmesi, yeniçeri ve meşhur ve meş’um kesimlerin bütününde kahkahalar ve bu kesimin büyüklerince, “üç kuruşa beş köfte veya arabada karpuz var alın da kaçan mı?” öz deyişleriyle, çocuklarınca da, naniklerle karşılanmış olup, bu dillendirmenin gece mezarlık yakınından geçen çocuğun türkü söylemesi kadar kıymeti harbiyesi olduğunu- geçmiş yıllardan edindiğim tecrübe birikimime binaen izaha çalışırken  Entere son olarak bir daha basılır.  Bilgisayar CD Windows 98 üzerinden yüklemeyi tamamlayıncaya kadar beklenir.

            Bu dönem ulusal cumhuriyet kuruluş tarihinin bir daha tekerrür dönemidir, yani -bina okumak- gibidir. Benim oğlum bina okur ,döner döner (bi da) okur–bir hamiş notu daha: buradaki “bi da” kelimesi aslında “bir daha” olduğu halde, “öz deyişin akıcılığını ve vezin ölçüsünü korumak” kutsal göreviyle kendilerini görevli sanan ve sayan zübük takımının gayretkeşliği sonucu bu hale sokulmuştur ve halk arasında da ihtilalcilerin yeni düzenlemeleri gibi hüsnü kabul görmüştür. Geçen yüzyılın ilk çeyreğinden mülhem -istiklal mahkemeleri veya devlet güvenlik mahkemeleri adıyla- mahkemeler kurulur, onları oraya tıkan kuvvetin arzusu mucibince, asmayıp da besleyelim mi embesil mantığının gereği  icabeden kararlar, -acil hallerde önce infaz, sonra muhakeme ve karar olasıdır- alınır ve uygulanır.

 

         Ülke artık güllük gülüstanlık olmuştur. Görev -ikinci bir göreve karar verilmesine kadar- tamamlanmıştır. Ancak “iktidar deniz suyu gibidir içildikse susanır susandıkça içilir” –bu atasözünü pek tutmadım, “bir günün beyliği beyliktir” veya “kırk gün tavuk olarak yaşamaktansa bir gün horoz olarak yaşamak yeğdir” veya “bal tutan -ataların hoşgörülerine sığınarak bir saplama yapmak istiyorum- bal kabını elinden alırlarsa- parmağını –alamazlarsa balı yutup dibini de- yalar” veya da sanırım en uygunu “alışmış kudurmuştan beterdir” su götürmez tespitini bir daha doğrulamak babından olarak, elden geldiğince uzatılmaya çalışılırsa da, uygar batı dünyasından bazı homurtuların artmasını müteakiben, iktidarın  siyasilere– kısmen- devri zamanının geldiği anlaşılır.      Bu siyasi partilerin yeniden kurulması ve seçimlere gidilmesi için izin verilmesidir. Asıl olan -canla kanla ve irfanla kurulan cumhuriyetin, ilelebet varlığı için usulen gerekli görülen demokrasinin olmazsa olmazı seçimlerde –halk onların indinde bırakın rüştünü, mümeyyizliğini bile henüz kanıtlayamadığı için, hangi partilerin kimler tarafından kurulacağı, kimin iktidar olmaya mahkum olduğu baştan tespit ve halka tebliğ edilmesine rağmen, halkın -beş yaşındaki haşarı oğlanlar gibi inadına- bu tavsiyelere itibar etmeyebileceği ihtimali de göz önünde bulundurularak, bir partide temerküzünün önlenmesi için propaganda süresi kısa tutulur-

 

           Bilgisayar ilk defa.yeniden başlamak için şifre ister.
İnternetin nimetlerinden yararlanmasını beceren crackcı efradının –emeğe saygı kuralı yerine hazıra yaygı kuralını dikkate alarak- edindikleri edinimlerden- Herhangi bir crac sitesinden indirebileceğiniz şifrelerden biri girilir.(Ne çıkarsa bahtına!..Haydi bahtın açık olsun) Şifre kabul edilirse –ne ala - yani yazılım /ve meşruıyet/ iktidar sivil iktidar özelliği/ kazanmış- – yani yeniçeri baş ağası devlet başkanıyken , cumhur başkanı olmuş-sa –demokratik cumhuriyet irticacı ve bölücülerin tasallutundan kurtulmuş ülke güllük gülüstanlık olmuştur Windows açılır.  Bundan sonrası kolay, sadece zaman işi. Ana proğramlar kurulmaya başlanır Ekran Kartı, Ses Kartı, Modem, TV Kartı, CD RW,   Yazıcı,  İnternet Ofis Yazılımı  ve isteğe bağlı diğer Yazılımlar kurulur. Ya açılmazsa?-bu güne kadar böyle bir durum görülmemiştir. Halkımız kuzudur. İçinden koçların yetişmesi -kırk fırın ekmeğe ve zamana bağlıdır. Ancak o zaman önce baş sağa sola sallanıp  -bir “Fesübhanallah” çekilir, sonra “Bilgisayarcılar da Allahın kulu, onlar da ekmek yiyecekler” deyip, Makine kucağa alınır ve bilgisayarcının yolu tutulur

         .-İyi de yukarıdaki hikayenin sonu ne oldu? ,Ana proğramdan kasıt ne? Bu programları kim kuracak? Sonra ne olacak? Makine tıkır tıkır çalışacak mı? gibi "IQ su -yani aykusu buşoğlu buşla aynı seviyede emekleyenler tarafından gelebilecek" soruların cevabını,  “bekçi murtazaların yakalarını onaltıncı lui mantığından kurtarabileceklerini umut ettiğim günlerin mutlu çocuklarına anlatılacak” trage-comic alacakaranlık hikayeler kuşağında bulabileceklerini, aksi taktirde bu tekerrür döngüsünün her on yılda bir kere daha mükerreren tekerrür edeceğini, ve de yukardaki 'abuk' durumda sarf edilebilecek 'sabuk ' soruların hiç kimse tarafından hiçbir zaman cevaplanmasının söz konusu olamayacağını söylemek durumundayım. 

        Benden bu kadar, kırkından sonra saz çalmayı öğrenenden ders alıp da “yahu, ben niye karacaoğlan gibi saz çalamıyorum?” diye hayıflanıp, dert yanmanın ve marko paşadan yürek soğutacak bir teselli beklemenin mantı/ksızlı/ğı –kısmetsiz ismetten 'toprağı bol olsun'  siyaset tahsil eden çekinser econun “tek başına iktidar olurum” ham hayaliyle erken seçime gidip, baraj dibine pike yapmasından sonraki perişanlığından neşet eden –“bu millet namkör” zırvasıyla ayni değeri haiz olup, hem hukuki hem de fiili olarak –(hamiştir “kamusal alanın neresine girdiğini (son çankaya şagili hımbabadan başka) kimse bilmemekle birlikte,)  neresine girerse girsin” benim için hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. 

       Diğer taraftan bir başka eleştiri tenkidi olarak, "yahu  sen hala ikide bir çöken windows 98 kullanmakta niye inat ediyorsun  ve illede format diye tutturuyorsun , vista'yı, xp'yi, 2000'i bırak, me'den de mi haberin yok" şeklindeki bir serzenişe cevabımız "bırakın ingiltereyi, abdyi, afrikada güney afrika birliği gibi bir ülkedeki yönetimlerdeki demokratik gelişim seyiyesinden sizin hiç mi haberiniz yok, yoksa 'demokrasi benim doğrularımın herkes tarafından kabul edildiği yönetim tarzıdır'  mı diyorsunuz?" şeklinde olacaktır

Böyle biline vesselam!.... 


07.06.2003
 
  Bugün 22 ziyaretçi (26 klik) buradaydı

beyaz kuğu Selam Dünya !.. Selam Türkiye !.. Sitemize Hoş Geldiniz !.. ( beyaz kuğu ) bir aile sitesidir !.. Lütfen bizi takip ve dostlarınıza tavsiye ediniz !. Bu çorbada tuzu olsun isteyenlerin, tenkit ve tavsiyeleri için ( mim.sait@hotmail.com )veya ( alt1946@windowslive.com ) adreslerine mail göndermelerini bekliyoruz !.. Sitemizde "bir hoş sada" menüsü altında yer alan "beyaz kuğu", "teferruat", "derviş hüseyine mektuplar" ve "hem nalına hem mıhına" bölümleri orjinal olup, bunların hiç bir hakkı mahfuz değildir, kaynak gösterilerek veya gösterilmeksizin kullanılabilir. Diğer dökümanlar ise; çeşitli sitelerden alınmış, bazılarında değişiklik yapılmıştır.İlgililerin talebi halinde derhal kaldırılacaktır!..Bilgilerinize sunulur !.. *** beyaz kuğu***Ailenizin Sitesi***











* * * * *