beyaz kuğu
  Deli suyu içerek gergedanlaşma
 

Deli suyu içerek gergedanlaşma

 

Mustafa Miyasoğlu -  06.02.2006

Batı Avrupa'nın 20. yüzyılda yaşanan ideolojik savaşlarında, insanların düşüncelerine, inançlarına ve yaşama biçimine müdahale edebilmek maksadıyla ideolojiler geliştirildi. Baskı veya propaganda yoluyla gönüllü olarak insanları tek örnek haline getirmeyi, faşist bir tavırdan başka türlü nitelendiremezsiniz. Bu, Nazi Almanyası ile Sovyet Rusya'nın uygulamalarında görüldü. Böyle bir tavır, devrimcilikle, ilericilikle, çağdaşlıkla açıklanamaz. Sosyal Demokrat veya Demokratik Sol söylemlerin bu faşist tavrı saklaması mümkün değil. Buna rağmen, topluca söylenen bir yalanla durum kamufle edilmeye çalışılır. Nazi propagandası o rejimle birlikte çökmesine rağmen, sosyalist söylemler hâlâ geçerli görülüyor. Durum bir Çin masalı ile İonesco'nun Gergedan oyunundaki çarpıklığı andırıyor... Bir Çin masalında, şehri delice yağmur suları basar, yağmur sularından içen halk birer ikişer çıldırmaya başlar. Şehir halkının içtiği sudan değil de sarnıçlardaki sudan içen saray mensupları, durumun vahametini fark eder, ama pek bir şey yapamaz. Çoğunluk tarafından her gün biraz daha baskı altına alınan saray mensupları da gün gelir daha fazla direnemez, su bitmiştir, onlar da bu yağmur sularından içip delirerek dünyaya farklı bakmaktan kurtulurlar. Şimdi durum bu sanki... Bir kısım basın ile bazı kültür çevrelerinin kabulleri tam da böyle yaygın bir delilik gibi görünüyor. Akla-mantığa aykırı şeyler garip bir üslûpla pervasızca savunuluyor ve bürokrasinin en tepesindekilerle Çankaya'da bile kabul görüyor. 28 Şubat dönemiyle birlikte batılı telâkkilerden farklı düşüncelerle bu milletin bin yıllık 'yaşama biçimi' ve 'giyim-kuşam tercihi'nin batıcı-laik anlayışa karşı birer tehdit gibi algılanması ve bu algılama yanlışının Çankaya'da bile görülmesi akıl alır bir saçmalık değil. Öte yandan; şöyle bir gariplik de deli suyu içmiş batıcı aydınlar arasında çok tabii görülüyor ve benimseniyor: Özgürlükçü söylemle statü kazanan sanatçılar, kendileri için istedikleri hakların çok daha azını millet için fazla görüp yasakçılar safında yer alabiliyorlar. Sağlıklı bir ortamda, bireyin haklarını devlete veya toplumun baskılarına karşı savunması gereken her türden güç ve kültürel enstrüman, dünyadaki örneklere aykırı bir tavır benimsiyor. Bireylerin farklı tercihlerine karşı modern yaşama biçimini savunmak gibi baskıcı bir misyon üstlenmiş oluyor. Bunu, yozlaşmanın her çeşidine karşı çıkan çağdaş tiyatronun sözcülerinden olan İonesco'nun ifadesiyle 'gergedanlaşma' olarak nitelendirmek gerekir. 12 Mart'tan sonraki baskıcı atmosferde deli suyu içerek gergedanlaşanlar çok oldu. Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda İonesco'nun Gergedan oyununu sahneye koyan, bu tiyatronun kurucu ortağı ve dramaturgu Haldun Taner'i burada anmadan edemiyoruz. Bu tiyatronun sempatik oyuncularından Metin Akpınar bile hocası Haldun Taner'in kemiklerini sızlatırcasına, İonesco'nun oyununda ironik bir üslupla eleştirdiği baskıcı tavrı benimseyerek, dizi filmlerde bile politik tutum benimsedi. Onun gibi her fırsatta halkın politik tercihleriyle ters düşen, düşünce ve inançlarıyla, hatta yaşama biçimiyle alay eden pek çok sanatçı, Aziz Nesin'in ölmeden önce benimsediği türden şovlarla gündeme gelmeye çalıştı: Bile bile lâdes! Bu arada, her şeyi siyasallaştırma eğilimi yaygınlaştı ve bu da artık gına getirdi. Yakın zamana kadar farklı siyasî görüşler kendini ifade ederken halkın günlük kıyafetlerini, etek boyu ile başörtüsünü siyasî simge saymaz; bunları her çevreden insanın şahsî tercihi olarak görür ve tartışma konusu yapmazdı. Batı Avrupa'da da durum böyleydi. Artık bu türden konular TBMM'den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin duruşmalarına kadar konu ediniliyor ve işin tuhafı, insan hakları ihlalleri her yerde tabiî görülebiliyor. Bazı sahne sanatçılarıyla edebiyat adamlarının, gazetecilerle politikacıların peşine düşerek eserlerinden çok kendilerini ilgilendirmeyen söylemlerle dikkati çekmeye çalışmaları, aslında ortaya koydukları sanat eserlerine güvensizliklerinden kaynaklanmaktadır. Söyleyecek sözü olan sanatçı, bunu bir sanat eseri formunda söylerse anlamlı olur. Yoksa Aziz Nesin, Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk gibi yazdıklarıyla değil söyledikleriyle tartışılan bir figür olur. Bu türden tartışmaların sanatla, edebiyatla ve hatta kültürel gelişmelerle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Deli suyu içerek gergedanlaşmaların yoz örnekleri olarak anılırlar...
 
  Bugün 27 ziyaretçi (289 klik) buradaydı

beyaz kuğu Selam Dünya !.. Selam Türkiye !.. Sitemize Hoş Geldiniz !.. ( beyaz kuğu ) bir aile sitesidir !.. Lütfen bizi takip ve dostlarınıza tavsiye ediniz !. Bu çorbada tuzu olsun isteyenlerin, tenkit ve tavsiyeleri için ( mim.sait@hotmail.com )veya ( alt1946@windowslive.com ) adreslerine mail göndermelerini bekliyoruz !.. Sitemizde "bir hoş sada" menüsü altında yer alan "beyaz kuğu", "teferruat", "derviş hüseyine mektuplar" ve "hem nalına hem mıhına" bölümleri orjinal olup, bunların hiç bir hakkı mahfuz değildir, kaynak gösterilerek veya gösterilmeksizin kullanılabilir. Diğer dökümanlar ise; çeşitli sitelerden alınmış, bazılarında değişiklik yapılmıştır.İlgililerin talebi halinde derhal kaldırılacaktır!..Bilgilerinize sunulur !.. *** beyaz kuğu***Ailenizin Sitesi***











* * * * *


 
 

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol