beyaz kuğu
  Sana zafer haberleri vermek isterdim
 

Sana zafer haberleri vermek isterdim

 

 

İDRİS ÖZYOL

 

"Sana 'kara çocukların' zaferini muştulamak isterdim. Sana 'her Çeçen için emperyalizmin bir başkentini' yakıp geçiyor sizinkiler, bizimkiler demek isterdim. Sana dünyanın dört bir yanında 'bizim çocuklar' dediklerin ölmüyor artık, güneş artık batmıyor onların ülkelerinde demek isterdim. Bu müjdeyi belki ben veremem sana, ama emin ol benden sonrakiler belki ve belki senden sonrakiler mutlaka verecekler bu müjdeyi. Hani 27 Şubat'taki yazında sözettiğin 'La ilahe illallah' için dövüşen kahramanlar var ya, onların vatan sevgisinden sözediyorsun ya... Ve kahrediyorsun '1 milyar teslim olmuş yüreğe'. 'Ve ey bu satırların okuyucusu, sen' diyorsun, 'sen de kavga kaçağı ve sen de tırsak, ve sen de yüreksiz ve sen de... kirlisin' diyorsun. Amacın yüreklerde bir kıpırtı yaratmak besbelli. İşte o satırları ve daha pek çok satırını okuyan ve beğenen bizler de sana bir çift söz söyleyelim dedik" diye başlıyor mektup. "Bayrampaşa Hapishanesi C 16 Koğuşu"ndan gönderilmiş. Altında bir DHKP-C Davası tutsağının, Tamer Çilingir'in imzası var. Onu masamdaki kağıt yığınına ve karmaşaya inat, aykırı ve diğerlerinden ayrı bir yerde, tek başına buldum. Alelacele yetişmem gereken bir randevuya giderken yolda okudum. Sarsıldım. Şaşırdım. Ve dahası anlatmakta güçlük çektiğim bi dolu şey geçirdim kafamda. Yazdıklarımızın nerelerde ve ne tür karşılıklar bulduğunu düşündüğümüz olmuştur çokça. Fakat bu mektup, muhatapların en ilgincinden, bir "tutsak"tan gelmekteydi ve "kötü geçiyor" diye homurdandığım şu günlerimde ruhumda yeni ateşlerin tutuşmasına yolaçtı. Sağolasın Tamer. Buyur söz sırası senin: "Bize teslim olun diyorlar İdris. Hani 'Ben senin hayatından gittim oğlum' başlıklı bir yazında, 'Gitmek güzeldir. Size 'hayat' diye sunulan ve sizin 'hayat' diye bellediğiniz her şey, ama her şey' diyor ve devam ediyorsun ya. Bize dayattıkları 'hayat' düşünmeyen, boyun eğen, onursuz, namussuz olmamız. Hücrelere atıp zihnimizde ki düşüncelerden soyutlamak, olmadı toplumdan tecrit etmek, olmadı öldürmek istiyorlar".

 

Devam et Tamer:

 

"Aslında ülkemizi hapishaneye çevirmişlerdir. Teslim almaya çalıştıkları sadece biz de değiliz. Efendileri Clinton'ı elleri patlayıncaya alkışlayanlar, vatanımızın dört bir yanını Amerikan üsleriyle donatanlar, 6. Filo'ları genelevleri boyayarak karşılayanlar tüm halkımızı teslim almak istiyor. Efendileri emperyalistler böyle istediği için... 'Düvel-i muazzama'yı dişle tırnakla dövüşerek, açlığa, yokluğa, yorgunluğa rağmen dize getiren Anadolu halklarına dayatılan onursuzluktur. Biz tarihimize, halkımıza karşı sorumluyuz. Biz bugün onursuzluk, açlık, yoksulluk dayatılan halkımıza karşı sorumluyuz. 'Ülkemizde düşman bayrağı dalgalanırken cuma namazı kılmak caiz değildir' diyen Maraşlı imamlara sorumluyuz, biz emperyalist orduları Boğaz'a gömüp 'Çanakkale geçilmez' destanını yazan Çanakkale Şehitlerine karşı sorumluyuz. Yunan'a, emperyalizmin kuklası olarak İzmir'i işgal ettiğinde ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'e, cepheye götürdüğü mermilere bebeğinin kundağını ve kendi giysisini sarıp, donarak şehit düşen Şerife Bacı'lara karşı sorumluyuz. Mahirler'e, Denizler'e, İbolar'a karşı sorumluyuz. İşte bu yüzden İdris, biz boyun eğmeyeceğiz düşmana. 13 Şubat'taki yazında 'Güneşin doğuşunu göremeden ölürüz. Ama güzel ölür bizim çocuklar. Kahramanca ölür. Dünyanın en büyük aşkıyla ölür' demişsin. Evet öyle ölürüz İdris. Teslim etmeyiz Anadolumuzun onurunu, namusunu".

 

Ve devam ediyor Tamer:

 

"Bizim için bir dua bile etsen sağol, ama 'Yürü de ense traşını görelim' başlıklı yazında söylediğin, '...bu ülkede yaşamaktan utanıyorum artık' inançsızlığını yaşama. Bak bu ülke için, bu halk için ölenler de var. Yine aynı yazında diyorsun; 'Bu topraklar bizimdir. Evet işgal altındayız şu an, ama İzmir Körfezi, sularına dökeceğimiz çapulcuları bekliyor'. Evet İzmir Körfezi, Akdeniz, Marmara, Karadeniz sularına dökeceğimiz çapulcuları bekliyor. Ve o günler çok çok uzakta değil".

 

Tamer, "Hitap biçimimi bağışlarsın umarım" diyor mektubun finalinde. "Sen hani tüm dünyayı, Metris'i, Bandırma'yı yazıp, bizi yazmasan da biliriz bizi de tanırsın. Ve kimi zamanlar 'bizim çocuklar' diye bahsettiğin de olur bizden" diyorsun ya mektubunda, evet iyi tanırım ve siz benim için "siz" değil "biz"siniz. O yüzden bana İdris demelisin zaten. Soğuk hitapları kaldırmaz bizim kalbimizdeki ısı. Selamlar C 16'ya. Selamlar bütün C 16'lara.

 

 


 

iozyol@yenisafak.com

30.NİSAN.2000


 
  Bugün 45 ziyaretçi (223 klik) buradaydı

beyaz kuğu Selam Dünya !.. Selam Türkiye !.. Sitemize Hoş Geldiniz !.. ( beyaz kuğu ) bir aile sitesidir !.. Lütfen bizi takip ve dostlarınıza tavsiye ediniz !. Bu çorbada tuzu olsun isteyenlerin, tenkit ve tavsiyeleri için ( mim.sait@hotmail.com )veya ( alt1946@windowslive.com ) adreslerine mail göndermelerini bekliyoruz !.. Sitemizde "bir hoş sada" menüsü altında yer alan "beyaz kuğu", "teferruat", "derviş hüseyine mektuplar" ve "hem nalına hem mıhına" bölümleri orjinal olup, bunların hiç bir hakkı mahfuz değildir, kaynak gösterilerek veya gösterilmeksizin kullanılabilir. Diğer dökümanlar ise; çeşitli sitelerden alınmış, bazılarında değişiklik yapılmıştır.İlgililerin talebi halinde derhal kaldırılacaktır!..Bilgilerinize sunulur !.. *** beyaz kuğu***Ailenizin Sitesi***











* * * * *


 
 

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol